Çocuklar ve Hepimiz İçin Adalet

‘Bana kim bakacak?”, “Ben kiminle kalacağım”  Evden her çıktığımda 4 yaşındaki kızımdan duyduğum bu sözler bana ‘ellerindeki taş izleri’ sebebiyle cezaevinde ömürleri tükenen çocuklara karşı hiçbirşey yapamıyor olmanın kahredici yükünü hatırlatıyor. Yanında çok sevdiği teyzesinin kalacağını bildiği halde güvende olduğunu hissetmek, duymak için o soruyu soruyor; kızım, farkındayım. Çünkü bir çocuğun en çok ihtiyacı olan duygudur, güven duygusu. Anne karnından dünyaya adım attığı ilk günlerde uzun uzun ağlamalarının sebebi budur bebeklerin. O alıştıkları güven duydukları ortamdan bambaşka bir ortama geçiş.

Ellerinde taş izi olan bu çocukların yaşları kızımınkinden biraz büyük ama onlar çocuk. Ve bir çocuk için cezaevi asla güvende hissedilecek bir yer değil. Bu çocuklar sıradan çocuklar değil ne yazık ki. Ve tek sorunları işe giden annelerini özlemek değil. Daha ilk doğdukları anda yıllardır süren bir travmanın izleriyle hayata ‘merhaba’ diyorlar. Bu travmanın içinde sürgünler, zorunlu köy boşaltmalar, beyaz toroslarla gidip dönmeyen büyükler, kısacası bir çocuğun asla kaldıramayacağı yükler var. Ve bu çocuklara halen ‘ellerdeki taş izinden’ başka bir gelecek sunulmuyor ne yazık ki.

Durum böyleyken onları ‘terörist’ damgasıyla ağır cezalarda yargılamak ve zaten bir düş olan güvenli gelecek rüyalarını tamamen yok etmek? İşte adalet ve vicdan duygusunu çökertmesi gereken konu bu… Çocuklarını bağrına basan her anne babanın cezaevlerinde sayıları 250’yi bulan bu çocuklar için uykularının kaçması gerekmiyor mu?, Biz güvenli evlerimizde çocuklarımıza ninniler söyleyip onları tatlı rüyalara teslim ederken; hapishanelerin soğuk duvarlarına başını yaslayan o çocuklarla birlikte geleceğimizin adil dünyasını da yok etmiş olmuyor muyuz?

Gündem öyle yoğun ki… Bu çocuklar için ‘adalet’ arayanların girişimleri gazetelere haber bile olamıyor. 10 Mart’ta İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Cizre ve Adana’da aynı anda Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Adalet Bakanı’na ve daha bir çok kişiye mektuplar gönderildi. Mektuplardaki talepler şunlar:

  • “Tüm çocukların, ağır ceza değil, zaten bu amaçla kurulan Çocuk Mahkemelerinde yargılanmalarını istiyoruz.
  • Tutuklu çocukların derhal tahliye edilmesini istiyoruz.
  • “Örgüt üyesi olmasa da, örgüt adına suç işleyen örgüt üyesi olarak cezalandırılır” diyen Türk Ceza Kanunu’nun 220’ye 6. maddesinin değiştirilmesini istiyoruz.
  • 12-15 yaş grubundaki çocukların işlediği fiilin anlam ve sonucunu; atfedilen suçu anlayıp anlamadığını gösteren farik-i mümeyyiz raporları ve sosyal inceleme raporlarının uzmanlarca hazırlanmasını ve mahkemelerce dikkate alınmasını istiyoruz.
  • TMK’nın 9 ve 13. maddelerinin Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istiyoruz.

Başbakan seçim maratonu sebebiyle çok yoğun. Ama kendi çocukları veya torunlarından söz ederken gözleri yaşaran Başbakan’ın bu çocuklar için de ‘one minute’ demesi gerekiyor. “Onlar da polise taş atmasınlar” beylik laflarından daha esaslı bir duruş görmek istiyorum kendi çocukları için gözleri nemlenen Başbakan’dan. Siyasi değil insani bir hissiyat…

Hapiste geçirdikleri her günün O çocukları dönüşü imkansız yola götürdüğünü ve onlarla birlikte daha çok neslin bu ‘kan davasının izleriyle’ hayata merhaba diyeceğinin vicdani yükünü hissetmesini bekliyorum. Sadece onun değil hepimizin. Ekonomik kriz, yerel seçim, gündelik hayat telaşesi kısacası kendini hayatın akışına bırakan ve onları unutan hepimizin…

Onlara “taş atmak’ dışında bir kader tayin etmemiş biz büyüklerinin kurbanları olarak, her gün daha karanlık bir geleceğe adım atıyor bu çocuklar. Bir bahar daha gelip dayanmışken; onları kara kışa teslim etmekten vazgeçelim… Onlara çocukluklarını, özgürlüklerini ve geleceğe ait düşlerini geri verelim. Verelim ki ellerindeki, ellerimizdeki bu izler, bu acılar geri tepip durmasın…

Site Footer